SUÇ VE CEZA KAVRAMLARI
Suç; toplumsal düzenin devamı açısından korunması gereken hukuki değerlerin ihlâli niteliğini taşıyan,haksızlık teşkil eden insan davranışıdır. Suç, bir haksızlık olmakla birlikte; her haksızlık kanunlarda suç olarak tanımlanmış değildir. Bazı hareketler, her ne kadar haksızlık oluştursa da; bu haksızlıklar karşılığında örneğin özel hukuk yaptırımları ya da idari yaptırımların uygulanması ile yetinilir. Zira ceza hukuku yaptırımları birey hak ve özgürlüklerine doğrudan müdahale niteliği taşıdığı için “son çare” olarak görülmelidir. Dolayısıyla, ceza hukuku dışında başka bir yaptırım türü uygulandığında, bozulan toplumsal düzen yeniden sağlanabiliyorsa artık ceza hukuku yaptırımlarına başvurmamak gerekir. Buna göre, ceza hukuku toplumsal yaşamın ihlâl edildiği her durumda devreye girmez; sadece toplumsal yaşam bakımından önem taşıyan menfaatlerin ihlâli suç olarak tanımlanır.
Ceza hukuku genel olarak kendi içinde üç alt disipline ayrılarak incelenmektedir.Bunlar ; Maddi ceza hukuku, ceza muhakemesi hukuku ve infaz hukukudur.
Maddi ceza hukuku; suçun yapısal unsurlarını, ceza sorumluluğu için aranan koşulları ve yaptırımları inceler. Maddi ceza hukuku, kendi içerisinde, genel hükümler ve özel hükümler olarak ikiye ayrılır. Ceza hukuku genel hükümler kısmında suç ve yaptırım teorisine ilişkin temel bilgiler verilir. TCK’nın 1-75. maddelerinden oluşan ilk kısmı “genel hükümler” başlığını taşımakta ve bu kısımda bütün suçlar için geçerli olan ortak kurallara yer verilmektedir. Örneğin, ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran ya da azaltan nedenler (m. 24-34), hata (m. 30), teşebbüs (m. 35-36), iştirak (m. 37-41), içtima (m. 42- 44), yaptırımlar (m. 45-60) genel hükümler kısmında incelen bazı konulardır. Ceza hukuku özel hükümler kısmında ise, suç teşkil eden fiiller ve bunlara ilişkin yaptırımlar yer almaktadır. Örneğin, kasten öldürme (m. 81), kasten yaralama (m. 86), hırsızlık (m. 141), mala zarar verme (m. 151), dolandırıcılık (m. 157) özel hükümler kısmında yer alan bazı suç tipleridir.
Ceza muhakemesi hukuku (şekli ceza hukuku), suç işlendiği şüphesi üzerine gerçekte ortada suç teşkil eden bir fiil bulunup bulunmadığı, bulunması halinde kim tarafından ve ne şekilde gerçekleştirildiğinin aydınlatılmasına yönelik araştırma ve yargılama faaliyetlerinden oluşan süreci ve bu süreçte yer alan sujelerin hak ve yetkilerini düzenleyen kurallardan oluşur.
Ceza infaz hukuku ise, ceza muhakemesi sonunda hükmedilen yaptırımların nasıl infaz edileceğini düzenler.
CEZA HUKUKUNA HÂKİM TEMEL İLKELER
Kusur İlkesi
“Kusursuz ceza olmaz” ilkesi, ceza hukukunun temel prensipleri arasında yer alır. Kusur ilkesi ile, objektif sorumluluk ya da netice sorumluluğu esası terk edilmiştir. Bu ilkeye göre; fail, işlediği suçtan dolayı ancak kusurlu ise ve kusuru oranında cezalandırılacaktır. Ortada bir suçun bulunması, her zaman failin cezalandırılabileceği anlamına gelmez. Fail hakkında ceza yaptırımının uygulanabilmesi için, suç teşkil eden haksızlık dolayısıyla kusurlu olması gerekir. Şayet fail somut olayda kusurlu addedilemiyor ise, cezalandırılması da mümkün değildir. Dolayısıyla, suçun yapısal unsurlarının gerçekleştiğinin belirlenmesinden sonra, fail hakkında kusurlulukla ilgili bir değerlendirme yapılması gerekir. Belirtilmesi gerekir ki, kusurluluk suçun yapısal bir unsuru olmayıp; suçun varlığının tespitinden sonraki aşamada, failin cezalandırılabilmesi için fail hakkında bulunulan bir yargıdan ibarettir.
Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi
Birçok milletlerarası sözleşme ile de garanti altına alınmış olan suçta ve cezada kanunilik ilkesi, ceza hukukunun güvence fonksiyonu açısından son derece önemlidir. Bu evrensel ilke Anayasa’nın 38. maddesinde şu şekilde ifade edilmiştir: “(1)Kimse, işlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. (2) Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır. (3) Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.” Bu ilke, yine TCK’nın 2. maddesinde şu şekilde ifade edilmiştir: “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.” Suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile ceza hukuku uygulamasında devletin bireye karşı keyfi muamalede bulunmasının önlenmesi amaçlanmıştır. Suçta kanunilik ilkesi gereğince, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez.
Belirlilik İlkesi
Ceza hukukunun güvence fonksiyonunu yerine getirebilmesi için, suçta ve cezada kanunilik ilkesi tek başına yeterli değildir. Bir başka ifadeyle, suç ve ceza içeren hükümlerin kanunla düzenlenmiş olması yetmez; aynı zamanda ilgili suç tanımının suçun unsurları itibarı ile açık ve seçik olması; hangi davranışın suç oluşturduğunun ve bunlar için öngörülen yaptırımların nelerden ibaret olduğunun herkesin anlayabileceği açıklıkta olması gerekir.Belirlilik ilkesi TCK’nın 2. maddesinde: “ Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.’’ şeklinde ifade edilmiştir.
Kıyas Yasağı
Kıyas , kanunda açık bir şekilde suç olarak tanımlanmamış bir fiilin, bununla bazı yönlerden benzerlik arz eden başka bir fiile ilişkin suç tanımı kapsamında değerlendirilmesidir. TCK’nın 2. maddesinin üçüncü fıkrası ile kıyas yasaklanmıştır: “Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.”
KUSURLULUĞU ETKİLEYEN NEDENLER
Somut bir olayda, işlemiş olduğu bu fiille ilgili olarak kişi hakkında kusur yargısında bulunulabilmesi için kusurun unsurlarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Kısacası, hakkında kusur yargısında bulunulacak kişi işlemiş olduğu fiille ilgili olarak algılama yeteneğine ve irade yeteneğine sahip olmalıdır. Eğer kişinin somut olay bağlamında algılama yeteneği yoksa veya irade yeteneği ortadan kalkmışsa kusurlu sayılması ve cezalandırılması mümkün değildir. Hemen belirtelim ki, failin kişiliğinde veya fiilin işlendiği sırada bulunan istisnai bazı haller dolayısıyla algılama yeteneği ortadan kalkabilir. Yine böyle bir hal yüzünden failin davranışlarını hukukun gereklerine göre yönlendirme yeteneği ortadan kalkabilir veya azalabilir. İşte fiilin işlendiği sırada algılama yeteneğini ortadan kaldıran veya irade yeteneğini etkileyen (ortadan kaldıran veya azaltan) hallere kusurluluğu etkileyen nedenler denmektedir. TCK’nın öngördüğü sistemde kusurluluğu etkileyen nedenler aşağıda sıralanmıştır.
• Yaş küçüklüğü (m. 31),
• Akıl hastalığı (m. 32),
• Sağır ve dilsizlik (m. 33),
• Geçici nedenler, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma (m. 34),
• Cebir ve tehdit dolayısıyla kişinin irade yeteneğinin etkilenmesi (m. 28),
• Zorunluluk hali dolayısıyla kişinin irade yeteneğinin etkilenmesi (m. 25, f. 2, m. 92, m. 99 f. 2,m. 143),
• Hukuka aykırı ve fakat bağlayıcı bir emrin yerine getirilmesi (m. 24, f. 2- 4),
• Hukuka uygunluk sebeplerinde sınırın aşılması (m. 27),
• Haksız tahrik (m. 29),
• Kastı kaldıran ve kusurluluğu etkileyen hata halleri (m. 30, f.1, f. 2, f. 3, 4)
Ceza yargılamasının aşamaları
Ceza yargılaması temel olarak iki evreden oluşur: soruşturma ve kovuşturma. İki evreyi birbirine bağlayan bir de ara muhakeme evresi bulunur. Yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin mahkemece kabulüne kadar olan evre soruşturma, iddianamenin kabulünden hükmün kesinleşmesine kadar olan evre ise kovuşturma evresidir.
Ceza hukukunda uzlaştırma
Ceza soruşturması ve davasında tarafsız bir kimsenin arabuluculuğuyla uyuşmazlığın çözülmesi için suçun mağduru ve failinin iletişim kurduğu süreçtir (CMK md. 253/1). Daha önce, başlığı ‘uzlaşma’ olan kanun maddesinin hem başlığı hem de içeriği 6763 sayılı yasa ile 24.11.2016 tarihinde değiştirilmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre uzlaşma, iletişim süreci sonunda varılan anlaşmayı ifade ederken, uzlaştırma tarafların katıldığı sürecin bizzat kendisini ifade etmek için kullanılmaktadır.
Uzlaştırma Kapsamına Giren Şikâyete Bağlı Olmayan Suçlar
Şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi kapsamında, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar uzlaştırma kapsamındadır. Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, aşağıda belirtilen suçlar uzlaştırma kapsamına girer.
1. Kasten yaralama (TCK madde 86; madde 88, üçüncü fıkra hariç),
2. Taksirle yaralama (TCK madde 89),
3. Tehdit (TCK madde 106, sadece birinci fıkra), 6763 Sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun. (2016). T.C.Resmi
Gazete, 29906, 2 Aralık 2016 34. Maddesi ile eklenmiştir.
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (TCK madde 116),
5. Hırsızlık (TCK madde 141), 6763 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Ceza Muhakemesi Kanunu Kapsaminda Uzlaştirma Kapsamina Giren Suçlar: Kuramsal Ve Hukuksal Bir Değerlendirme Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun. (2016). T.C. Resmi Gazete, 29906, 2 Aralık 2016 34. Maddesi ile eklenmiştir.
6. Dolandırıcılık (TCK madde 157), 6763 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun. (2016). T.C. Resmi Gazete, 29906, 2 Aralık 2016 34. Maddesi ile eklenmiştir.
7. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (TCK madde 234),
8. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (TCK madde 239, dördüncü fıkra hariç,), (Ceza Muhakemesi Kanunu [CMUK], 17.12.2004: madde 253/1-b). Hüküm altına alınan suçlarda şüpheli, sanık, suça sürüklenen çocuk ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunma zorunluluğu getirilmiştir.
Uzlaştırma Kapsamına Giren Şikâyete Bağlı Suçlar
Şikâyete bağlı suç, ceza usulü hukuku terimi olarak cezası diğer cezalara göre nispeten daha az, suçtan zarar görene yönelen suçların, soruşturma yapılması ve dava açılması şikâyete hakkı olana verilen suçlardır. Türk Ceza Kanun’unda şikâyete bağlı suçlar hüküm altına alınmıştır. Bunlar:
TCK 117/1 mad. – İş ve Çalışma Özgürlüğünün İhlali,
TCK 123/1 mad. -Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma,
TCK 125 mad. – Hakaret (Kamu görevlisine hakaret dışında),
TCK 130 mad. – Kişinin Hatırasına Hakaret,
TCK 132 mad. – Haberleşmenin Gizliliğini İhlal,
TCK 133 mad. – Kişiler Arasında Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması,
TCK 134 mad – Özel Yaşamın Gizliliğini İhlal,
TCK 146 mad. – Kullanma Hırsızlığı,
TCK 151 mad. – Mala Zarar Verme,
TCK 154 mad. – Hakkı Olmayan Yere Tecavüz,
TCK 155 mad. – Güveni Kötüye Kullanma,
TCK 156 mad. – Bedelsiz Senedi Kullanma,
TCK 160 mad. – Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf,
TCK 209 mad. – Açığa atılan imzanın kötüye kullanılması,
TCK 233 mad. – Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali.
Uzlaştırma Kapsamında Yasaklı Suçlar
Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez. Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaştırma hükümleri uygulanmaz. (Ceza Muhakemesi Kanunu [CMUK], 17.12.2004: madde 253/3). Bu kapsamda aşağıda belirtilen suçlar uzlaştırma yoluna gidilemez; TCK 102 mad. – Cinsel Saldırı, TCK 103 mad. – Çocukların Cinsel İstismarı, TCK 104 mad. – Reşit Olmayanla Cinsel İlişki, TCK 105 mad. – Cinsel Taciz.
Ceza hukuku alanına ilişkin sorunlar ve davalar ;
- Şikayet ve suç duyurusu işlemleri
- Şikayetçi ve müdahil vekili olarak ceza davalarının takibi
- Kollukta ve savcılıkta ifade sırasında hazır bulunulması
- Şüpheli ve sanık müdafi olarak ceza davalarında savunma ve hukuki yardım
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurular
- Kovuşturmaya yer olmadığı kararına (takipsizlik) itiraz süreci
- Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru
- Tutuklu ve hükümlü cezaevi ziyareti
- Temyiz dilekçesi hazırlama süreci
- Tutuklama ve koruma kararlarına itiraz süreci
- Bilişim suçlarına ilişkin ceza davaları
- Yakalama, el koyma, arama ve gözaltı gibi koruma tedbirlerine itiraz süreci
Ceza hukuku alanındaki mahkeme türleri
- Sulh Ceza Hâkimliği
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Çocuk Mahkemesi
- Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
- İcra Ceza Mahkemesi
- Fikri Sınai Haklar Ceza Mahkemesi
- Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Daireleri (İstinaf Mahkemesi)
- Yargıtay Ceza Daireleri
Ceza davası avukat ve sorularınız için lütfen iletişime geçiniz.
